bring — A2
Neden olmak; yol açmak
Bir durumu ya da sonucu beraberinde getirmek.
Spring brings warmer weather.
İlkbahar daha sıcak havaları beraberinde getirir.
Anlamlar, telaffuz ve örneklerİngilizce karşılıklar: bring, contribute, create, draw, invite, lead. Doğru karşılığı aşağıdaki anlam ve kullanım açıklamalarına göre seçin.
Neden olmak; yol açmak
Bir durumu ya da sonucu beraberinde getirmek.
Spring brings warmer weather.
İlkbahar daha sıcak havaları beraberinde getirir.
Anlamlar, telaffuz ve örneklerYol açmak, payı olmak
Belli bir sonucun ortaya çıkmasında etken ya da yardımcı faktörlerden biri olmak.
Poor communication between departments contributed directly to the eventual failure of the project.
Departmanlar arasındaki zayıf iletişim, projenin nihayetinde başarısızlıkla sonuçlanmasına doğrudan katkıda bulundu.
Anlamlar, telaffuz ve örneklerNeden olmak, yol açmak
Belirli bir duygu, etki veya duruma sebebiyet vermek.
Loud music can create problems with neighbors.
Yüksek sesli müzik komşularla sorun yaratabilir.
Anlamlar, telaffuz ve örneklerTepki çekmek, yol açmak
Belli bir davranış ya da açıklamayla eleştiri, öfke veya destek gibi yoğun tepkileri üzerine çekmek.
The minister's controversial proposal to raise tuition fees drew fierce criticism from student associations across the country.
Bakanın üniversite harçlarını artırmaya yönelik tartışmalı önerisi, ülke genelindeki öğrenci derneklerinden sert eleştiri topladı.
Anlamlar, telaffuz ve örneklerDavetiye çıkarmak; yol açmak
Olumsuz bir duruma, eleştiriye veya riske bilerek veya bilmeyerek zemin hazırlamak.
Aggressive driving on icy roads invites serious accidents and fatal collisions.
Buzlu yollarda agresif araç kullanmak ciddi kazalara ve ölümcül çarpışmalara davetiye çıkarır.
Anlamlar, telaffuz ve örneklerSonuçlanmak; yol açmak
Belirli bir duruma, sonuca ya da gelişmeye zemin hazırlamak veya neden olmak.
Eating too much junk food can lead to health problems.
Çok fazla abur cubur tüketmek sağlık sorunlarına yol açabilir.
Anlamlar, telaffuz ve örnekler