busy — A1
Yoğun; kalabalık ve hareketli (yer, cadde)
Çok sayıda insanın veya aracın bulunduğu hareketli yer.
This street is always busy.
Bu cadde her zaman yoğundur.
Anlamlar, telaffuz ve örneklerİngilizce karşılıklar: busy, hard, heavy, high, intense. Doğru karşılığı aşağıdaki anlam ve kullanım açıklamalarına göre seçin.
Yoğun; kalabalık ve hareketli (yer, cadde)
Çok sayıda insanın veya aracın bulunduğu hareketli yer.
This street is always busy.
Bu cadde her zaman yoğundur.
Anlamlar, telaffuz ve örneklerYoğun, şiddetli (zarf/sıfat)
Büyük bir güç, enerji veya hızla yapılan.
It rained hard all through the dark night.
Karanlık gece boyunca çok şiddetli yağmur yağdı.
Anlamlar, telaffuz ve örneklerYoğun; şiddetli (trafik, yağmur vb.)
Miktarı, yoğunluğu veya şiddeti normalin üzerinde olan.
There is always heavy traffic on this road at rush hour.
Bu yolda yoğun saatlerde her zaman yoğun trafik olur.
Anlamlar, telaffuz ve örneklerYoğun; çok fazla olan (uyku, iş, yük vb.)
Efor, çalışma miktarı veya sorumluluğun normalin çok üzerinde olduğu durumlar.
After a heavy week at work, all he wanted was to rest over the weekend.
Yorucu bir iş haftasının ardından tek istediği hafta sonunu dinlenerek geçirmekti.
Anlamlar, telaffuz ve örnekleryoğun, güçlü (derece veya yoğunluk)
Sıcaklık, ses, risk, hız gibi soyut veya ölçülebilir kavramların yoğunluğu ya da seviyesinin fazla olduğunu belirtir.
There is a high risk of flooding in this area.
Bu bölgede yüksek taşkın riski var.
Anlamlar, telaffuz ve örneklerYoğun; şiddetli; aşırı
Duyguların, hislerin, acının veya fiziksel durumların çok güçlü ve yüksek derecede hissedilmesi.
After running the marathon in summer, he felt an intense pain in his legs.
Yaz sıcağında maraton koştuktan sonra bacaklarında şiddetli bir ağrı hissetti.
Anlamlar, telaffuz ve örnekler