uygun İngilizce Nasıl Yazılır?

İngilizce karşılıklar: acceptable, appropriate, correct, decent, due, fine, fit, likely. Doğru karşılığı aşağıdaki anlam ve kullanım açıklamalarına göre seçin.

acceptable — B2

Kabul edilebilir; uygun

Toplumsal, mesleki veya kurumsal ölçütlere göre onaylanabilir nitelikte olan durumları anlatır.

The committee found the revised proposal acceptable and recommended it for approval.

Komite, gözden geçirilmiş öneriyi kabul edilebilir buldu ve onaylanmasını tavsiye etti.

Anlamlar, telaffuz ve örnekler

appropriate — B2

Uygun; yerinde

Belirli bir durum, kişi veya amaç için doğru, kabul edilebilir ya da münasip olan.

Jeans are not appropriate for a formal job interview.

Kot pantolon resmi bir iş mülakatı için uygun değildir.

Anlamlar, telaffuz ve örnekler

correct — B1

Uygun, yerinde, adaba uygun

Toplumsal kurallara, protokole veya duruma göre kabul edilebilir olan.

Wearing a dark suit is the correct attire for this official dinner.

Koyu renk takım elbise giymek bu resmi akşam yemeği için uygun kıyafettir.

Anlamlar, telaffuz ve örnekler

decent — B2

Uygun; tatmin edici; fena sayılmayan

Kalite, standart veya miktar bakımından yeterli düzeyde olan, kabul edilebilir bulunan durumu tanımlar.

Finding a decent apartment at an affordable monthly rent has become very difficult in this expanding city.

Gelişmekte olan bu şehirde uygun aylık kira bedeline fena sayılmayan bir daire bulmak oldukça zorlaştı.

Anlamlar, telaffuz ve örnekler

due — B2

Gereken; layık; uygun

Hakkı olan, hakkaniyet veya kural gereği gösterilmesi gereken (saygı, dikkat, itina).

Professional engineers must exercise due care and precision when designing public transportation infrastructure.

Profesyonel mühendisler, toplu taşıma altyapısını tasarlarken gereken özeni ve dikkati göstermelidir.

Anlamlar, telaffuz ve örnekler

fine — A2

Kabul edilebilir, uygun

Bir öneriyi onaylarken veya durumun sorun teşkil etmediğini söylerken kullanılır.

Meeting at five is fine with me.

Saat beşte buluşmak benim için uygundur.

Anlamlar, telaffuz ve örnekler

fit — B1

Uygun, elverişli olmak (sıfat)

Belirli bir amaca, göreve veya kullanıma layık ya da elverişli durumda olmak.

The contaminated tap water in this old building is not fit to drink.

Bu eski binadaki kirlenmiş musluk suyu içilmeye elverişli değildir.

Anlamlar, telaffuz ve örnekler

likely — B1

uygun, elverişli

Belirli bir amaca ulaşmak için başarılı veya makul görünen.

This quiet library seems like a likely place to study without any interruptions.

Bu sessiz kütüphane hiçbir kesinti olmadan ders çalışmak için uygun bir yer gibi görünüyor.

Anlamlar, telaffuz ve örnekler