historic — B2
tarihe geçecek nitelikte, emsalsiz
Bir şeyin yalnızca önemli değil, benzeri daha önce görülmemiş ya da çok ender gerçekleşen türden olduğunu vurgular; medyada ve siyasi söylemde sıklıkla kullanılır.
The election produced a historic result, with the highest voter turnout ever recorded.
Seçim, rekor düzeyde seçmen katılımıyla tarihe geçen bir sonuç ortaya koydu.
Anlamlar, telaffuz ve örnekler