İngilizce karşılıklar: afford, extend. Doğru karşılığı aşağıdaki anlam ve kullanım açıklamalarına göre seçin.
Sağlamak; sunmak
Resmi dilde bir fırsat, koruma veya avantaj bahşetmek ya da sunmak.
The terrace affords a magnificent panoramic view across the entire valley.
Teras, tüm vadi boyunca uzanan muhteşem panoramik bir manzara sunar.
Anlamlar, telaffuz ve örneklerSunmak; iletmek
Bir davet, tebrik, teşekkür veya taziye gibi duyguları birine resmi veya içten bir biçimde sunmak.
The ambassador extended a warm welcome to all foreign delegates arriving for the conference.
Büyükelçi, konferans için gelen tüm yabancı delegelere sıcak bir karşılama sundu.
Anlamlar, telaffuz ve örnekler