case — B1
Dava, olay
Mahkemede görülen hukuki olay ya da polisiye bağlamda araştırılan bir mesele.
The detective worked on a missing persons case.
Dedektif bir kayıp kişi davasında çalıştı.
Anlamlar, telaffuz ve örneklerİngilizce karşılıklar: case, episode, excitement, experience, incident. Doğru karşılığı aşağıdaki anlam ve kullanım açıklamalarına göre seçin.
Dava, olay
Mahkemede görülen hukuki olay ya da polisiye bağlamda araştırılan bir mesele.
The detective worked on a missing persons case.
Dedektif bir kayıp kişi davasında çalıştı.
Anlamlar, telaffuz ve örneklerOlay, vaka, hadise
Bir kimsenin yaşamında veya genel tarihte geçen, kendi içinde bütünlüğü bulunan önemli ya da olağan dışı yaşantı.
The embarrassing episode at the annual shareholders meeting damaged the senior executive's professional reputation significantly.
Yıllık hissedarlar toplantısındaki utanç verici olay, üst düzey yöneticinin mesleki itibarını önemli ölçüde zedeledi.
Anlamlar, telaffuz ve örneklerHeyecan verici durum; olay
İnsanda coşku veya hareketlilik uyandıran durum veya faaliyet.
After years of routine office work, he wanted some excitement in his life.
Yıllarca süren sıradan ofis işinden sonra hayatında biraz heyecan istedi.
Anlamlar, telaffuz ve örneklerYaşantı, olay
Kişinin başından geçen ve iz bırakan olay veya durum.
Our trip to the mountains was an amazing experience.
Dağlara yaptığımız gezi harika bir deneyimdi.
Anlamlar, telaffuz ve örneklerOlay; vaka (özellikle nahoş veya olağandışı)
Genellikle kamu düzenini bozan, şiddet içeren veya beklenmedik biçimde ortaya çıkan nahoş durum ya da kriz.
Security forces responded quickly to prevent the minor incident from escalating.
Güvenlik güçleri küçük olayın büyümesini önlemek için hızla müdahale etti.
Anlamlar, telaffuz ve örnekler