bring — A2
Neden olmak; yol açmak
Bir durumu ya da sonucu beraberinde getirmek.
Spring brings warmer weather.
İlkbahar daha sıcak havaları beraberinde getirir.
Anlamlar, telaffuz ve örneklerİngilizce karşılıklar: bring, cause, create, explain, inspire, make. Doğru karşılığı aşağıdaki anlam ve kullanım açıklamalarına göre seçin.
Neden olmak; yol açmak
Bir durumu ya da sonucu beraberinde getirmek.
Spring brings warmer weather.
İlkbahar daha sıcak havaları beraberinde getirir.
Anlamlar, telaffuz ve örneklerNeden olmak; yol açmak (fiil)
Bir şeyin olmasına yol açmak; bir sonuç doğurmak.
The heavy rain caused flooding in the streets.
Şiddetli yağmur sokaklarda sele neden oldu.
Anlamlar, telaffuz ve örneklerNeden olmak, yol açmak
Belirli bir duygu, etki veya duruma sebebiyet vermek.
Loud music can create problems with neighbors.
Yüksek sesli müzik komşularla sorun yaratabilir.
Anlamlar, telaffuz ve örneklerNeden olmak; varlığını izah etmek
Belirli bir olgunun veya durumun arkasındaki sebep veya mekanizma olmak.
A genetic mutation may explain why certain individuals are completely immune to this rare viral infection.
Genetik bir mutasyon, belirli bireylerin bu nadir viral enfeksiyona neden tamamen bağışık olduğunu açıklayabilir.
Anlamlar, telaffuz ve örneklerNeden olmak, uyandırmak (duygu/güven)
İnsanlarda güven, saygı veya hayranlık gibi belirli bir his ya da tepki doğurmak.
Her calm confidence and clear communication inspired immense trust among the anxious team members during the company reorganization.
Onun sakin özgüveni ve net iletişimi, şirket yeniden yapılanması sırasında endişeli ekip üyeleri arasında muazzam bir güven uyandırdı.
Anlamlar, telaffuz ve örneklerNeden olmak; hissettirmek
Birinin belirli bir duyguya veya duruma girmesine sebep olmak.
Sad movies always make me cry a lot.
Hüzünlü filmler her zaman beni çok ağlatır.
Anlamlar, telaffuz ve örnekler