institution — C1
Kurumsallaşmış simge, köklü gelenekleşmiş figür
Belirli bir ortamda veya toplumda o kadar uzun süre var olmuş ki adeta oranın ayrılmaz bir parçası haline gelmiş kişi veya olgu.
Having served behind the broadcast desk for four decades, the veteran journalist had become an authentic national institution.
Kırk yıl boyunca yayın masası arkasında görev yapan kıdemli gazeteci, adeta gerçek bir ulusal simge haline gelmişti.
Anlamlar, telaffuz ve örnekler