cross — B1
Kesişmek; çaprazlamak (kolları/bacakları)
Kolları ya da bacakları üst üste koyarak çapraz duruma getirmek veya iki çizgi/yolun bir noktada birbirini kesmesi.
She sat quietly on the sofa and crossed her legs while waiting for her appointment.
Randevusunu beklerken kanepede sessizce oturdu ve bacak bacak üstüne attı.
Anlamlar, telaffuz ve örnekler