certain — A2
Emin; kesin
Bir şeyin doğru ya da gerçek olduğundan şüphe duymamak.
I am certain that I left my keys on the table.
Anahtarlarımı masanın üzerinde bıraktığımdan eminm.
Anlamlar, telaffuz ve örneklerİngilizce karşılıklar: certain, dead, definite, exact, final, firm, flat. Doğru karşılığı aşağıdaki anlam ve kullanım açıklamalarına göre seçin.
Emin; kesin
Bir şeyin doğru ya da gerçek olduğundan şüphe duymamak.
I am certain that I left my keys on the table.
Anahtarlarımı masanın üzerinde bıraktığımdan eminm.
Anlamlar, telaffuz ve örneklerTam, kesin, dosdoğru
Doğruluk veya tamlık derecesini pekiştiren niteleme (zarfımsı kullanım).
The archer aimed right at the center and hit the target dead in the middle.
Okçu tam merkeze nişan aldı ve hedefi tam ortasından vurdu.
Anlamlar, telaffuz ve örneklerKesin; net; belirli
Şüpheye veya belirsizliğe yer bırakmayan, sınırları açıkça çizilmiş olan durum veya plan.
We do not have any definite plans for the upcoming summer holiday yet.
Gelecek yaz tatili için henüz kesinleşmiş herhangi bir planımız yok.
Anlamlar, telaffuz ve örneklerTam, kesin
Tüm ayrıntılarıyla doğru olan, ne eksik ne fazla tamı tamına uyan.
Do you know the exact time of the meeting?
Toplantının tam saatini biliyor musun?
Anlamlar, telaffuz ve örneklerKesin; değiştirilmeyecek
Sıfat: Yeniden tartışılmayacak veya değiştirilmeyecek bir karar ya da teklif için kullanılır.
The manager said her decision was final and refused to discuss the matter again.
Müdür, kararının kesin olduğunu söyledi ve konuyu tekrar tartışmayı reddetti.
Anlamlar, telaffuz ve örneklerKararlı, kesin, sarsılmaz
Şüpheye yer bırakmayan ve dış baskılar karşısında kolayca değişmeyen kesin tutum veya karar.
The school board took a firm stand against all forms of bullying and harassment across local classrooms.
Okul yönetimi, yerel sınıflardaki her türlü zorbalık ve tacize karşı kararlı bir duruş sergiledi.
Anlamlar, telaffuz ve örneklerKesin, kategorik (ret) (sıfat)
Tavizsiz, net ve tartışmaya kapalı şekilde yapılan (ret veya yalanlama).
The minister issued a flat denial of all the corruption accusations.
Bakan, tüm yolsuzluk suçlamalarına karşı kesin bir yalanlama yayımladı.
Anlamlar, telaffuz ve örnekler