evidence — A2
Kanıt, delil
Bir şeyin doğru, gerçek olduğunu veya gerçekleştiğini gösteren işaret, bilgi veya olgu.
The police found new evidence in the room.
Polis odada yeni kanıtlar buldu.
Anlamlar, telaffuz ve örneklerİngilizce karşılıklar: evidence, exhibit. Doğru karşılığı aşağıdaki anlam ve kullanım açıklamalarına göre seçin.
Kanıt, delil
Bir şeyin doğru, gerçek olduğunu veya gerçekleştiğini gösteren işaret, bilgi veya olgu.
The police found new evidence in the room.
Polis odada yeni kanıtlar buldu.
Anlamlar, telaffuz ve örneklerKanıt; delil (mahkemede sunulan)
Mahkeme duruşmasında delil olarak sunulan ve genellikle harf veya numarayla adlandırılan resmi belge veya nesne.
The prosecuting attorney formally introduced the encrypted email correspondence into evidence as Exhibit B.
Savcı, şifreli e-posta yazışmalarını Delil B olarak resmen delil dosyasına sundu.
Anlamlar, telaffuz ve örnekler