check — B2
Dizginlemek, frenlemek, sınırlandırmak
Zararlı veya kontrolsüz şekilde artan bir durumu yavaşlatmak, engellemek ya da kontrol altına almak.
The central bank introduced stricter monetary measures to check the rapid spread of domestic inflation.
Merkez bankası, iç enflasyonun hızlı yayılışını dizginlemek için daha sıkı parasal tedbirler getirdi.
Anlamlar, telaffuz ve örnekler