affect — A2
Etkilemek; tesir etmek
Bir kişi veya nesne üzerinde değişiklik yaratmak, durumunu olumsuz ya da olumlu yönde etkilemek.
Cold weather can affect your health.
Soğuk hava sağlığınızı etkileyebilir.
Anlamlar, telaffuz ve örneklerİngilizce karşılıklar: affect, impose, impress, influence, involve. Doğru karşılığı aşağıdaki anlam ve kullanım açıklamalarına göre seçin.
Etkilemek; tesir etmek
Bir kişi veya nesne üzerinde değişiklik yaratmak, durumunu olumsuz ya da olumlu yönde etkilemek.
Cold weather can affect your health.
Soğuk hava sağlığınızı etkileyebilir.
Anlamlar, telaffuz ve örneklerEtkilemek, heybetiyle sindirmek, varlığını hissettirmek
Kişiliği, otoritesi veya fiziksel büyüklüğü ile başkaları üzerinde güçlü bir etki ve saygı uyandırmak.
The veteran defense attorney managed to impose his formidable personality on the entire courtroom, commanding immediate attention.
Kıdemli savunma avukatı, heybetli kişiliğini tüm mahkeme salonuna hissettirmeyi başararak derhal dikkatleri üzerine çekti.
Anlamlar, telaffuz ve örneklerHayran bırakmak, etkilemek
Birinde yetenek, nitelik veya başarı yoluyla güçlü ve olumlu bir izlenim, hayranlık uyandırmak.
Her confident presentation impressed the panel of international judges during the annual scholarship competition yesterday.
Kendinden emin sunumu dün yıllık burs yarışması sırasında uluslararası jüri heyetini derinden etkiledi.
Anlamlar, telaffuz ve örneklerEtkilemek, tesir etmek
Bir kişinin düşüncelerini, kararlarını veya olayların gidişatını dolaylı ya da doğrudan değiştirmek.
Social media advertisements often influence the way teenagers choose their clothes.
Sosyal medya reklamları gençlerin kıyafet seçimlerini sıklıkla etkiler.
Anlamlar, telaffuz ve örneklerEtkilemek, içine çekmek
Bir olayın ya da durumun birden fazla tarafı veya kişiyi doğrudan etkilemesi ya da içine alması.
The scandal quickly grew to involve several high-ranking government officials.
Skandal hızla büyüyerek üst düzey birkaç hükümet yetkilisini de içine çekti.
Anlamlar, telaffuz ve örnekler