basic — B1
Temel, esas
En önemli, gerekli ve başlangıç niteliğindeki unsurları kapsayan.
Access to clean water is a basic human right.
Temiz suya erişim temel bir insan hakkıdır.
Anlamlar, telaffuz ve örneklerİngilizce karşılıklar: basic, basis, core, essential, heart, main. Doğru karşılığı aşağıdaki anlam ve kullanım açıklamalarına göre seçin.
Temel, esas
En önemli, gerekli ve başlangıç niteliğindeki unsurları kapsayan.
Access to clean water is a basic human right.
Temiz suya erişim temel bir insan hakkıdır.
Anlamlar, telaffuz ve örneklerEsas; düzen
Bir işin veya eylemin gerçekleşme sıklığı, çalışma biçimi veya yöntemi.
Our team members meet on a regular basis to discuss progress and plan upcoming tasks.
Ekip üyelerimiz ilerlemeyi tartışmak ve yaklaşan görevleri planlamak için düzenli olarak toplanır.
Anlamlar, telaffuz ve örneklerÖz; esas; temel
Bir sorunun, konunun, düşüncenin veya kurumun en can alıcı ve en önemli parçası.
We must identify the core problem before we attempt to implement any expensive solutions.
Pahalı çözümleri uygulamaya çalışmadan önce temel sorunu tespit etmeliyiz.
Anlamlar, telaffuz ve örneklerTemel, esas
Bir şeyin en önemli ve belirleyici niteliğini oluşturan.
The essential difference between the two products lies in their production quality.
İki ürün arasındaki temel fark, üretim kalitelerinde yatmaktadır.
Anlamlar, telaffuz ve örneklerÖz, esas, temel nokta
Bir konunun, sorunun veya tartışmanın en can alıcı ve belirleyici kısmı.
The committee managed to get to the heart of the matter during the discussion.
Komite, tartışma sırasında meselenin özüne inmeyi başardı.
Anlamlar, telaffuz ve örneklerana, esas, en önemli
Benzerleri arasında en büyük, en önemli ya da öncelikli olan.
This is our main road.
Bu bizim ana yolumuzdur.
Anlamlar, telaffuz ve örnekler