believe — A2
Düşünmek, sanmak
Bir durumun muhtemelen doğru olduğunu tahmin etmek veya düşünmek.
I believe that the library opens at nine.
Kütüphanenin saat dokuzda açıldığını sanıyorum.
Anlamlar, telaffuz ve örneklerİngilizce karşılıklar: believe, consider, feel, figure, find. Doğru karşılığı aşağıdaki anlam ve kullanım açıklamalarına göre seçin.
Düşünmek, sanmak
Bir durumun muhtemelen doğru olduğunu tahmin etmek veya düşünmek.
I believe that the library opens at nine.
Kütüphanenin saat dokuzda açıldığını sanıyorum.
Anlamlar, telaffuz ve örneklerDüşünmek, göz önünde bulundurmak
Bir karar vermeden önce bir konuyu dikkatlice akıldan geçirmek veya değerlendirmek.
Please consider my advice before you make a final decision.
Son bir karar vermeden önce lütfen tavsiyemi düşün.
Anlamlar, telaffuz ve örneklerDüşünmek, inanmak, kanaatinde olmak (fiil)
Kişisel bir görüş veya sezgiye dayanarak düşünmek.
I strongly feel that this decision is completely right for us.
Bu kararın bizim için tamamen doğru olduğuna yürekten inanıyorum.
Anlamlar, telaffuz ve örneklerDüşünmek; tahmin etmek
Fiil olarak, özellikle günlük Amerikan İngilizcesinde, eldeki bilgilere göre bir sonuca varmak.
I figured that the shop would be closed by then, so I bought everything we needed during lunch.
Dükkânın o saate kadar kapanmış olacağını düşündüm, bu yüzden ihtiyacımız olan her şeyi öğle arasında aldım.
Anlamlar, telaffuz ve örneklerGörmek, düşünmek, bulmak (fikir/izlenim sahibi olmak)
Bir şey ya da biri hakkında kişisel deneyime dayalı bir görüş veya izlenim edinmek.
Do you find learning English difficult?
İngilizce öğrenmeyi zor buluyor musun?
Anlamlar, telaffuz ve örnekler