deep — B2
Derin, yoğun (düşünce veya duygu)
Ciddi odaklanma gerektiren veya içten gelen güçlü duygusal ve zihinsel durum.
He sat by the window in deep thought, trying to find a realistic solution to the financial crisis.
Mali krize gerçekçi bir çözüm bulmaya çalışarak pencerenin yanında derin düşüncelere dalmış halde oturdu.
Anlamlar, telaffuz ve örnekler