big — A1
Büyük, iri
Fiziksel boyut, hacim veya alan bakımından ortalamadan belirgin şekilde geniş veya yüksek olan nesne ve yerleri niteler.
They live in a big house.
Onlar büyük bir evde yaşıyorlar.
Anlamlar, telaffuz ve örneklerİngilizce karşılıklar: big, healthy, high, huge, large, major. Doğru karşılığı aşağıdaki anlam ve kullanım açıklamalarına göre seçin.
Büyük, iri
Fiziksel boyut, hacim veya alan bakımından ortalamadan belirgin şekilde geniş veya yüksek olan nesne ve yerleri niteler.
They live in a big house.
Onlar büyük bir evde yaşıyorlar.
Anlamlar, telaffuz ve örneklerBüyük, yaşça daha büyük
Kardeşler arasında yaşça daha büyük olan abi ya da ablayı belirtmek için kullanılır.
My big brother helps me with my homework.
Ağabeyim ev ödevlerime yardım eder.
Anlamlar, telaffuz ve örneklerBüyük, epey, hatırı sayılır (miktar)
Miktar veya sayıca oldukça tatmin edici, dolgun ve yeterli düzeyde olan.
The candidate maintained a healthy lead throughout the local city council election.
Aday, yerel belediye meclisi seçimi boyunca hatırı sayılır bir farkla önde gitti.
Anlamlar, telaffuz ve örneklerbüyük, fazla (miktar veya derece için sıfat)
Bir değer, miktar veya seviyenin normalin üzerinde olduğunu belirtir.
The price is too high.
Fiyat çok yüksek.
Anlamlar, telaffuz ve örneklerbüyük; çok önemli
Fiziksel büyüklükten bağımsız olarak bir şeyin etkisinin, öneminin ya da miktarının çok fazla olduğunu anlatır.
Winning that contract was a huge achievement for the company.
O sözleşmeyi kazanmak şirket için büyük bir başarıydı.
Anlamlar, telaffuz ve örneklerBüyük; iri
Boyut, alan, miktar veya kapasite bakımından ortalamadan belirgin şekilde fazla olan.
They live in a large house.
Onlar büyük bir evde yaşıyor.
Anlamlar, telaffuz ve örneklerÖnemli; büyük
Benzerleri arasında önem, büyüklük veya etki bakımından öne çıkan.
Traffic is a major problem in this city.
Trafik bu şehirde büyük bir sorundur.
Anlamlar, telaffuz ve örnekler