fair — A2
Adil; dürüst; hakkaniyetli
Herkese eşit davranan, kurallara uygun ve tarafsız olan.
The teacher was always fair to every student in class.
Öğretmen sınıftaki her öğrenciye karşı her zaman adildi.
Anlamlar, telaffuz ve örneklerİngilizce karşılıklar: fair, just. Doğru karşılığı aşağıdaki anlam ve kullanım açıklamalarına göre seçin.
Adil; dürüst; hakkaniyetli
Herkese eşit davranan, kurallara uygun ve tarafsız olan.
The teacher was always fair to every student in class.
Öğretmen sınıftaki her öğrenciye karşı her zaman adildi.
Anlamlar, telaffuz ve örneklerAdil; hakkaniyetli; haklı
Ahlaki, yasal veya mantıksal açıdan doğru, tarafsız ve hak edilmiş olan (sıfat).
The judge was widely respected for delivering fair and just verdicts throughout his long career.
Yargıç, uzun kariyeri boyunca adil ve hakkaniyetli kararlar verdiği için geniş çapta saygı görüyordu.
Anlamlar, telaffuz ve örnekler